Denizciliğin Gelişmesi Önündeki En Büyük Engel Barınakların Yetersizliği ve Bir Çözüm Önerisi

   Gezinin şu ana kadarki bölümünde dikkatimi çeken; en büyük sıkıntının barınakların kapasite olarak yetersizliği oldu.
  Genel olarak zor da olsa bağlanacak bir yer bulabiliyorsunuz , bazen de başka bir teknenin üzerine bağlanmak zorunda kalınıyor.
  Türkiye deki hemen tüm teknelerin liman başkanlıklarında kaydı var. Bu teknelerin hangi bölgede olduğu, boyları,enleri, taşıma kapasiteleri, sahiplerinin kişisel ve adres bilgilerine liman başkanlıkları sahip. Dolayısıyla bu bilgilere Denizcilik müsteşarlığı ve bakanlıkta sahip.
  İnsanımız bir tekne almak veya yapmak istediğinde, bütçesini ayarlamış bile olsa teknesini nerede barındıracağı sorunuyla karşılaşıp büyük bir bölümü vaz geçiyor.
 Önerim şu: Devletin elinde tüm tekne bilgileri olduğuna göre ; en azından geçmiş 10 yıllık  tekne artış hızını hesaplayıp,  gelecekteki 50 yıl sonra ki sayıya göre ihtiyacı belirleyerek yeni barınaklar inşaa etmesi.
   Tüm teknelerden bir defalıkta olsa bağlama kütüğü harcı,Ö.T.V  , K.Dv alınıyor. 5 metrenin üzerindeki teknelerden de her yıl vergi alınıyor. Peki bu vergileri nerelerde kullanıyoruz bu soru belki hiç sormamam gereken bir soru ama ne yapayım aklımdan da çıkmıyor.
   Türkiye büyük bir hızla büyüyen ve denildiğine göre ekonomisi en az sıkıntılı ülkelerden biriyse demek ki parasal olarak yapılabilir.
   Barınaklarda dikkatimi çeken diğer şey de kirliliği ; barınak ağzından rüzgar etkisiyle giren veya karadan atılan çöp ve diğer atıklar dışarı çıkamayarak kalıyor ve zamanla  dipte bir çamur tabakası oluşmasına neden oluyor . Zaman zaman da dip değişik yöntemlerle temizlenmeye çalışılıyor.
  Oysa ki ; teknik olarak uygun yerlere en azından iki açılır kapanır mazgal , barınak inşaası sırasında konsa da hava durumuna göre bu mazgallar açılarak barınak içindeki suyun sirkülasyonu sağlansa . Eminin baştan yapılacak böyle bir işlem temizleme için kepçelere verilecek kiradan çok çok ucuza gelecektir.
  Ha!
  Barınak inşası için bütçe yetersiz ise , eminim tüm tekne sahipleri bir sefere mahsus tekne vergileri kadar ek vergi ödeyerek katkıda bulunacaklardır. Tabi ki bir sefere mahsus olacağına devlet vatandaşını inandırabilir mi? hiç bilemem.
  Neyse, En azından bir temenni olarak kalacaktır bu fikrim.
  Geçen sene Uçmakdere de imza toplayarak iskele talebimizi,Uçmakdere muhtarına, Şarköy Kaymakamına, Tekirdağ Valiliğe, liman başkanlığına, denizcilik müsteşarlığına dilekçe vererek bildirmiştik. Tüm kurumların dilekçemizi aldıklarına dair taahütlü alındısı gelmesine rağmen ; bir yıldan bu yana hiç bir kurum lütfedip yanıt vermedi. En kötü olmaz kardeşim bile demek zahmetine katlanmayan Devlet kurumlarından çok şey bekliyorum gibi.
 Endişelerim hakkında hayal kırıklığına uğramayı diliyorum
 


5 yorum:

  1. Abicim TEKIRDAG VALISI(hala degismedi ise) vay sen nasil valilikten hizli yardim dagitirsin diye tekirdagdaki sel madurlarina yardim eden KIZILAY TEKIRDAG subesine tam tesekkullu hastane hizmeti vermeye zorlamak yolu ile resmen olmasada FIILEN KAPATMISTIR. Tekirdag liman baskani hapistedir, yerine gelen kisi gorevi devralmamistir. baska biri gecici olarak hizmet (guya) vermektedir. Iskele barinak konulari sadece limanin uhtesinde anladigim kadari ile(onun bolgesinde oldugu icin)

    TC devletinin temsilcisi kizilay subesini kapatmaya zorlar, Liman baskanlari hapse girer, memurlari dilekceleri almaz, zorla alsada baska yere sormaya yollar( sumen altinda bir adam varmis ona soruyorlar sanirim), Belediyesi boru yenilemekten baska bir sey yapmaz. Belediye baskani olan muteahhitlik yapma zorunlulugu hisseder, memurlari devletini(vatandasina karsi) soruma vazife ve bilinci ile hareket eder...

    ISmail abi de nasil iyi bir sey yapabilirim diye kafacigini patlatir. Hic patlatma abicim, eger mazosist deilsen...

    YanıtlayınSil
  2. Abi saygılar,, Bu anlattıkların Türk toplumunun yaşamı içerisindeki sayısız eksiklikler yada aksaklıklardan bence en küçük olanı, tabiki bizim gibi deniz tekne ve balık sevdalıları için çok önemli bunu kabul ediyorum ama yaşam içerisinde olan eksikliklere bakarsak ne yazık ki bu gerçekle yüz yüze kalıyoruz, üç tarafı denizler ile çevrili ve deniz sınırları kara sınırlarının neredeyse 5 katı büyüklükte bir ülkede senin anlattığın, dikkat çektiğin bu durumlar hiç yaşanmaması gereken şeyler bende zaman zaman bu konularda hayıflanıyorum düşüncelerimi dile getiriyorum arkadaş meclislerinde ama bu konuşmaktan ileriye gitmiyor çoğu zaman sıkıntıdan ve sinirden çektiğimiz mide ağrıları bize cabası oluyor onun için sana haddimi aşarak nacizane tavsiyem kafana fazla takma bunları, yaşadığın anlar ve olaylar her ne kadar kötü olsada onların tadın çıkarmaya bak çünkü ''herkesin gıpta ettiği ve çoğunun yapmak isteyipte yapamadığı belkide hiçbir zaman yapamayacağı bir şeyi yapıyorsun'' belkide bu yaptığını tekrar yapma şansın bir daha olmayacak,, yola devam abi seni takip ediyoruz. Hürmetler.

    YanıtlayınSil
  3. barınaklarda ki astronmik bağlama ücretlerine ne demeli bazı barınaklar marinalar ile denk bile sayılır :-(

    YanıtlayınSil
  4. en kötüsü zaten o,, bu işi yapan insanları çok zengin sanıyorlar adam zengin olsa gider iyi bir yat alır kaptan tutar ve marinalara bağlanır, barınaklara giripte bağlanan küçük teknelerin sahipleri genelde kısıtlı ekonomiyle bazı şeylerden fedakarlık yaparak hobilerini gerçekleştiriyorlar ve bu küçük teknelerden alınan alınan ücretler gerçekten çok fazla.

    YanıtlayınSil
  5. Sadece barınak sorunu değil amatör denizcinin önündeki engel.
    Bayrak, özel tekne belge sistemi, vergilendirme (KDV, Ötv gibi)
    Yabancı bayrklı ikinci el bir tekneyi KDV sini, ÖTV sini de ödeseniz bile itha edip Türk Bayrağı çekmek yasak.
    Ama yeni olursa serbest...
    Eskiden yüzlerce beygirlik motoryatlar onbinlerce lira senelik vergi öderken yeni kanunla beygir gücü yerine "boy" dikkate alınınca ..... yüz liralara düştü.
    200 lira ödeyen yelkenli tekneler iki katına çıkan ödemeler yaptılar.
    Ülkemizde amatör denizcilik, ve dahi balıkçılık ultra lüks bir hobi görüldüğü müddetçe iyileşme beklemek mümkün değil. Üstelik halkın büyük çoğunluğu da böyle yani zengin işi olduğunu düşünüyor.
    İsmail Ağabey daha Güney' e indiğinde görecek. Kıytırık bir tahta iskeleye bağlanmak zorunda kalırsa günlük en az 30 TL ödeyecek. Koylarda demir atamayacak çünkü her tarafa lokantacılar tonoz koymuş, yemek yemezsen bağlatmıyor. Hadi onuda geçtim bazı koylarda Türk olduğun için bağlanmana bile izin vermiyorlar.

    YanıtlayınSil